
Her sene üniversitede verdiğim caz dersinin ilk günü
öğrencilere cazın en temel unsuru olarak
‘doğaçlama’yı anlatırım. Sonrasında ise hemen bir
doğaçlama ustasının beğendiğim bir yorumunu
dinletirim. Bu kimi zaman Keith Jarrett’tan olur,
kimi zaman Esbjörn Svensson’dan, ama çoğunlukla Brad
Mehldau’dan. Bilirim ki Mehldau’nun ‘Paranoid
Android’ veya ‘Exit Music For a Film’ yorumları
öğrencilerin hemen dikkatlerini çekecek ve aslında o
güne kadar belki pek de dinlemedikleri bu müziğe
karşı daha bir ilgi duyarak derse başlayacaklar. Bir
çoğunun hayran olduğu Radiohead grubunun bu
unutulmaz parçalarının caz normlarında yorumlanarak
da pekala çalınabileceğinin farkına varacaklar.
Üstelik bir kısmı parçaların bu yorumlarını orijinal
hallerinden daha çok beğendiklerini, daha ilginç
bulduklarını söyleyecek. Hatta sadece ince bir
duvarla ayrıldığımız yandaki sınıfın öğrencileri,
teneffüste sınıfa gelip demin dinledikleri harika
parçayı kimin yorumladığını soracaklar bana.
Gerçekten de öyle güçlü, öyle özgün yorumlar vardır
ki orijinallerini bastırır. Mesela ‘My Favorite
Things’ ismini duyar duymaz aklıma John Coltrane
gelir. Ama aslında bu parça ‘Sound of Music’ (Neşeli
Günler) müzikalinin en
popüler parçalarından biridir.
Aynı şekilde pek çoğumuz için ‘Round Midnight’ı
‘Round Midnight’ yapan, bestecisi Thelonius Monk
değil, Miles Davis’tir. Mehldau’nun yukarda
bahsettiğim Radiohead yorumları da işte bana böyle
gelir.
Zamanımızın parçaları
Hatta orijinallerinden
bir sene sonra piyasaya çıkan bu
yorumlar sayesinde Radiohead’e daha bir ilgi duymuş,
ama orijinal besteleri Mehldau yorumlarıyla
kıyasladığımda, ne yalan söyleyeyim, bu denli
etkilenmemiştim. Tabi Mehldau’nun yorumladığı
parçalar Radiohead’le sınırlı değil. Beatles, Nick
Drake, Paul Simon, Antonio Carlos Jobim, Burt
Bacharach, bestelerinin ‘basit güzelliği’ne vurulup
da yorumladığı diğer müzisyenlerden bazıları.
Mehldau’ya göre, sade bir altyapıya sahip olan
popüler parçalar doğaçlama ve yoruma son derece
elverişli.
Zaman zaman eski caz standartlarını da çalan Mehldau
aslında genellikle, diğer caz müzisyenlerinin
aksine, bir-iki nesil öncesinin popüler parçalarını
değil, kendi yaşam tecrübeleriyle
ilişkilendirebildiği, içinde bulunduğu zamanın
parçalarını yorumlamayı seviyor. Bu da caz müziğinin
çoktan kaybettiği ve yıllardır yeniden ilişki
kurmayı bir türlü beceremediği genç dinleyicilerle
Mehldau arasında yepyeni ve sapasağlam bir bağ
kurmasına
yol açıyor.
Rilke şiirlerine beste
Öte yandan Mehldau’nun müziğine sadece bu pencereden
bakmak ve onu popüler parçalara yaptığı orijinal
yorumlarla değerlendirmek de büyük haksızlık olur.
Thelonius Monk, John Coltrane, Miles Davis,
bestelerini yorumlamayı sevdiği caz müzisyenlerinden
bazıları. Soprano Renee Fleming ile birlikte
çıkardığı ve Rainer Maria Rilke’nin şiirlerinden
faydalandığı ‘Love Sublime’ albümündeki besteleri
ise çocukken aldığı klasik müzik eğitimini ele
veriyor ve başta idolü Brahms olmak üzere, Chopin,
Schubert, Schumann, Mahler gibi bestecilerin müziği
üzerindeki oldukça önemli etkisini ortaya koyuyor.
Şaşırtmayı ihmal etmiyor
Müzisyenler için dinler dinlemez tanınabilecek bir
‘sound’ geliştirmek bilindiği üzere kolay bir iş
değil. Tam tersine, pek çoğu için hayatlarında hiç
ulaşamadıkları bir zirve bu. Brad Mehldau işte bu
zirvede bulunan pek az müzisyenden biri. Bence
piyanistin sound’unu bu kadar özgün kılan en önemli
unsur, müziğin armonik alt yapısıyla, ritmik
unsurlarıyla, dinamikleriyle bir çocuk gibi muzipçe
oynayarak, evirip çevirerek melodiyi yavaş yavaş
yaşama geçirmesi... Ama tüm bunları yaparken de
dinleyiciyi mıknatıs gibi müziğinin içine çekmeyi,
yarattığı gizemle sarıp sarmalamayı, şaşırtmayı,
heyecanlandırmayı bir an bile ihmal etmemesi.
Yaklaşık 15 yıllık kariyeri süresince bir o kadar da
albüm çıkarmış Amerikalı piyanist. Bunlardan
bazıları onun en güzel bestelerine yer veriyor: Solo
olarak çıkardığı ‘Elegiac Cycle’daki ‘Resignation’,
‘Goodbye Storyteller’, ‘Songs’ albümündeki
‘Song-Song’, ‘Places’deki ‘Los Angeles’, ‘Schloss
Elmau’, ‘Progression’daki ‘Secret Love’... hepsi
kendi yazdığı kompozisyonlar. Parlak, gösterişli bir
sound değil onunkisi, daha karanlık, daha içine
kapanık, belki biraz melankolik... Ama kendinizi
bırakırsanız, kapıp koyvereceğiniz cinsten, her
notanın olduğu kadar, her sessiz anın da özenle
seçilmiş olduğunu hissettiren, içinize kadar işleyen
bir dokunuşu olan bir sound bu.
Doğaçlama, müzisyenin birikimlerinden ve
duygularından yola çıkarak öyküsünü dinleyicisiyle
paylaşmasıdır. Bunu en büyük içtenlikle yapan
müzisyenlerin başında gelen Brad Mehldau, İstanbul
Caz Festivali kapsamında 13 Temmuz akşamı CRR Konser
Salonu’nda arka arkaya iki konser birden verecek.
Brad Mehldau Trio (Brad Mehldau (piyano), Larry
Grenadier (bas), Jeff Ballard (davul) yarın saat
19.00’da, Brad Mehldau (solo) yarın saat 21.00’de
CRR Konser Salonu’nda. Biletix Tel: 0216 556 98 00