CARLA BLEY’İN TELESKOPUNDAN AMERİKA

Ne zaman Carla Bley ‘Big Band’iyle yeni bir albüm çıkarsa, dinlemek için çok sabırsızlanırım. Bu heyecan, favori müzisyenlerimin yeni albümleri çıktığında duyduğum heyecandan farklıdır, çünkü Carla Bley Big Band hep sürprizlerle doludur, esprilidir, kimi parçalardaki şiirselliği, lirizmi sizi pençesine alıp duygulandırırken, diğerlerindeki ironisi güldürür, adamı şaşkına çevirir.
Bu nedenle dört gözle beklerim ve gelir gelmez de yeni albümü Açık Radyo’daki programımda dinleyicilerimle paylaşırım.

 

Carla Bley’in son albümü “Looking for America” da farklı değildi bu açıdan, çıkar çıkmaz aldım, programımda çaldım ve yayın yönetmenim ‘Akbank Jazz Festivali’ne gelen müzisyenlerden hangisi hakkında yazmak istersin’ diye sorunca işte şimdi de ilk tercihim olarak Jazz Dergisi’ne yazıyorum! Carla Bley çok özgün bir tip. Peruğu andıran (belki de peruktur) küt kesilmiş, abartılı şekilde kabarık sarı saçları, mükemmel çizgilere sahip kişilikli yüzü ve incecik ama incecik vücuduyla zaten kalabalıktan biri değil o, apayrı özgün bir kadın!

Carla Bley Kaliforniya’da doğmuş, müzik eğitiminin temelini bir kilise müzisyeni olan babasından almış. Ondan sonra ise ipler kendi eline geçmiş, yani kendi kendini eğitmiş. 1955 yılında New York’a gelmeye karar vermiş, geçimini sokaklarda sigara satarak ve –birilerini ikna edebilirse- kulüplerde piyano çalarak sağlamaya başlamış. Piyanist Paul Bley ile evlenmesi onun hayatında yeni ve üretken bir dönemin müjdecisi olmuş. Önce kocası için besteler yapmaya başlayan Carla Bley, daha sonra George Russell ve Jimmy Guiffre için de eserler bestelemiş
1964 yılında ikinci kocası trompetçi Michael Mantler’la birlikte en son şekliyle “Jazz Composers' Orchestra Association” ismini alacak olan, avant garde jazz müziği olarak nitelenen eserlerin yapımı ve dağıtımını üstlenerek, bu müziği temsil etmek ve bu tarz çalan müzisyenlere fırsat vermek amacıyla kurulmuş, kar gütmeyen bir organizasyon olan “Jazz Bestecileri Orkestrası Birliği”ni kurmuş.

1967 yılı ise müzisyenin hayatında yine bir dönüm noktası. Çünkü bu yıl, vibrafoncu Gary Burton, Carla Bley’in adını geniş kitlelere duyuracak olan albümünü kaydedecekti: “A Genuine Tong Funeral”! Carla Bley’in bestelerinden oluşan bu albüm eleştirmenlerce de beğenilecek ve getirdiği farklı ve taze solukla geniş yankılar uyandıracaktı. 1969’da Bley, basçı Charlie Haden’ın “Liberation Music Orchestra”sı için besteler yaptı ve iki yıl sonra da yeteneğinin gelip geçici olmadığını kanıtlayan ve ününü pekiştiren albümü çıkardı: “Escalator over the Hill”

Geçtiğimiz senelere göz atarsak Carla Bley’in hemen her zaman yaratıcı özelliğini koruduğuna şahit oluyoruz. Bunun yanısıra, besteci -hiç de kolay bir iş olmayan- ‘Big Band’inin üyelerini bir arada tutmayı bilmiş ve her zaman elinin altında, turneye çıkacak ve albüm kaydedecek oldukça sabit bir kadro bulundurmayı başarmıştır.

ECM plak şirketiyle ortak yapımlara imza atan Carla Bley’in usta basçı Steve Swallow ile yaptığı, formatı ikili çalışmalardan
"The Very Big Carla Bley Band”e kadar çok farklılıklar gösteren epeyce sayıda albümü ise onun ses getiren çalışmalarındandır.

Carla Bley, “Big Band”iyle bu yıl çıkardığı “Looking for America” isimli albümünün tanıtım turnesinin bir ayağı olarak Ekim ayında İstanbul’a geliyor. Albüm kapağında, Amerika’yı teleskopla keşfederken güzel yüzünün resmedildiği bu ilginç ve özgün şahsiyeti sonunda Akbank Jazz Festivali’nde izleme şansına sahip olacağız gibi görünüyor. Albüm ilk bakışta, 1 Eylül İkiz Kuleler faciasından sonra teker teker piyasaya çıkan ve Amerika’ya ağıtlar düzen çeşitli çalışmaların bir başkası gibi görünse de, albümü dinlemeye başlar başlamaz Carla Bley farkı hemen kulağa çarpıyor. Besteci “National Anthem” de Amerikan Milli Marşını ve diğer bazı marş ve şarkıları funk, gospel, blues formlarında yorumlayarak müthiş bir ironi ve zeka ürünü ortaya koymuş. 20 dakikanın üzerindeki uzunluğuyla bu süit albümün belkemiği. Onun dışında yine anavatan kavramı üzerinde durduğu 4 beste var ve sonra yine bir sürpriz: Amerika’nın “milli” çocuk şarkısı "Old MacDonald Had a Farm" aynen “Amerikan Milli Marşı” gibi ele alınmış ve sonuçta çok funky bir parça ortaya çıkmış.

Carla Bley, “Looking for America” yı son albümü “4x4”ün beste ve kayıt aşamasında ortaya çıkarmış. Hınzır hınzır diyor ki: “Düşündüm de Amerikan Milli Marşı’nın biraz güncelleştirilmeye ihtiyacı varmış gibi geldi. Sonra bir baktım uzun bir süit bestelemişim. Eee, bu aşamadan sonra da yeni bir albüm kaçınılmazdı!”

(“Albümün tanıtımı için Avrupa’da turneye çıktığımda, seyircilerin reaksiyonundan -hele 20 dakikalık “Amerikan Milli Marşı” esnasında- çok çekindim. (Bu arada, Carla Bley’in aslında pek de bir şeyden çekinecek biri gibi durmadığını da belirtmeliyim.) Bizi çürük yumurta yağmuruna tutabilirler diye düşündüm, ama çok naziktiler. Hiç bir şey olmadı.”) diyor. Bununla özelde yeni bitmiş Irak Savaşı’na, genelde ise Amerika’nın mevcut dışişleri politikasına atıfta bulunduğu belli. Bir de kendi ‘Amerikana’sının gözü bağlı/kör bir Amerikana olmadığının altını çizmek istiyor sanki. Ne dersiniz, bizler de efendi bir milletiz, Carla Bley Big Band’ Akbank Jazz Festivali’nde konser verirken, onlara saygıda kusur etmeyiz, değil mi?

Anasayfa