|
|
![]() |
|||||
|
|
|
DJANGO’NUN İZİNDEN: BİRELİ LAGRENE John Mc Laughlin’in deyimiyle “Gitar Fenomeni” Biréli Lagrene 1966 yılında Fransa’nın Alsas bölgesinde dünyaya geldi, dört yaşındayken gitar öğrendi, yedi yaşındayken de jazz çalmaya başladı.1953 yılında ölen efsanevi Roman gitarist Django Reinhardt ile hiç karşılaşmamıştı ama, hep onun müziğini dinleyerek büyüdü, onun gibi çalmaya gayret etti. (“Küçükken Django’nun bir plağını alır, arka arkaya defalarca dinlerdim ta ki onun gibi çalmayı başarana kadar. Neden sonra, ustaya saygı göstermenin, onu taklit etmekten çok daha değerli olduğunu anladım”) Romanlar arasında hep böyle bir “Django-mania” vardı, hele Biréli’nin babasının (Fiso) Fransa’da iyi isim yapmış bir gitarist olduğu da göz önüne alınınca, bu pek de yadırganacak bir tavır değildi küçük Lagrene için. |
||||
|
Django Reinhardt 20. yüzyıl müziğinin en büyük
isimlerinden biriydi. Çok genç yaşında karavanında çıkan bir yangın sonucu
iki parmağını yitirmiş, buna rağmen sekiz parmakla adeta on parmak gibi
çalmayı başararak bir efsane konumuna yükselmişti. Yıllar sonra BBC’nin bir
jazz eleştirmeni, Django Reinhardt’ın hayatının, dilden dile dolaşan ilginç
öyküler, anekdotlar ve müziklerle dolu olduğunu ama tüm bunları en kısa
yoldan ve en etkileyici şekilde Biréli Lagrene’nin güzel müziğinin dile
getirdiği saptamasını yapacaktı. Biréli Lagrene hakikaten bu yola baş koymuştu. İlk albümü “Routes to Django” yu (=Django’ya giden yollar) 1980 yılında, henüz 13 yaşındayken kaydetti. İşte tam da bu sıralarda Amerikalı jazz yazarı Gary Giddins onunla evinde bir röportaj yapmaya gidiyor ve bir kaç soru sonunda kendini Lagrene ile televizyonda onun en sevdiği çizgi filmi izlerken buluyor! (“...tüm bir öğleden sonra beraber çizgi film seyrettiğim yegane müzisyendi!”) Biréli, aynı sene Django Reinhardt’ın eski müzik partneri ve “Hot Club de France” Beşlisi’nin önderlerinden kemancı Stephane Grapelli ile uluslararası bir turneye çıktı. Bu turnede gitaristi her dinleyen, onun bu küçük yaşında sergilediği inanılmaz performansla adeta büyüleniyordu. Büyülenenler seyircilerle de sınırlı değildi. Django’nun kendisi de bir gitarist olan oğlu Babik Reinhardt da Biréli’yi 14 yaşındayken dinlemiş ve çok etkilenmişti. Halbuki adını ilk kez başkalarından duyduğunda, önceleri küçük gitaristi dinlemeye çok da hevesli olmamıştı. Çünkü senelerdir “yeni Django” olduğu rivayet edilen pek çok genç yeteneği dinlemiş fakat hep hayal kırıklığına uğramıştı. Ama sonunda Babik, çalışı babasının çalışına inanılmaz derecede benzeyen, müthiş yetenekli bu genç gitaristi dinleyince onu bir daha hiç bırakmadı, 2001 yılında ölene kadar hem pek çok kez beraber çaldılar, hem de çok iyi iki arkadaş oldular. Biréli Lagrene her zaman Django stilinde çalmadı, zaman zaman akustikten vazgeçerek elektrikli gitara ve “fusion”a kaydı ve Benny Carter, Benny Goodman, Niels-Henning Orsted Pedersen, Larry Coryell, Stanley Clarke, Billy Cobham, Danilo Perez, Jaco Pastorius gibi pek çok önemli ve tarz olarak birbirinden farklı müzisyenlerle çaldı. Sanılabileceğinin tersine, Babik’in buna hiç bir itirazı olmadı, hatta onu bu konuda teşvik bile etti. Tek arzusu, müthiş bir Django Reinhardt mirasçısı olduğunu defalarca kez ispat etmiş olan bu yetenekli arkadaşının özgün tarzını bulmasına yardımcı olmaktı. Bu döneminde daha evvel denemediği tarzları ve enstrümanları da keşfetti genç gitarist. Ne de olsa “gypsy”nin (=çingene) etimolojisi “özgür adam” değil miydi? (“Django’nun müziği, zaman zaman alıştığım tarzdan uzaklaşıp başka diyarlarda neler olup bittiğini keşfetmemde bana yardımcı oldu”) Ama döndü dolaştı, sonra yeniden yuvaya döndü Biréli Lagrene. Çıkardığı son üç albüm (“Gypsy Project” – 2001, “Gipsy Project and Friends” – 2002 ve “The Complete Gypsy Project” – 2003) onun ustasına adadığı “tribute” kayıtları. Nota okumasını bilmediğini söyleyen bu usta gitaristin (“öğrenmeye zamanım yok... kulağım yeterli”) şan ve ünde de gözü yok. (“tanınmak için müzik yapmak benim işim değil; müzik yapıyorum çünkü hoşuma gidiyor. Ben bir işadamı değilim. Sadece faturalarımı ödemek için paraya ihtiyacım var, hepsi bu”) Belli ki Biréli Lagrene’nin önem verdiği şeyler başka, bunlardan biri de beraber çaldığı arkadaşları: (“turnede onlarla birlikte yolculuk yapıyorum, bu beraberlik hem hoşuma gidiyor hem de müziğimize katkıda bulunuyor”) Biréli Lagrene, Ekim ayında bu çok değer verdiği arkadaşlarıyla yine oldukça uzun zaman geçireceğe benzer. Çünkü Roman gitarist, Akbank Jazz Festivali’nin bu yılki davetlilerinden biri. Biz de bu sayede bir yandan onun virtüözitesine tanık olurken, diğer yandan “Djangology" ve "Minor Swing" gibi unutulmaz parçalarla Django Reinhardt özlemimizi gidereceğiz. Hadi yine iyiyiz! Anasayfa |
||||||