DOĞU'NUN DIANNE KRALL'U

 



 

"Jazz’ın Prensesi” olarak bilinen -ama benim için  Doğu’nun Dianne Krall’u-  Aziza Mustafa Zadeh’nin 2002 yılında Decca Records’dan çıkardığı son albümü “Shaman”, Bakü Konservatuarı’nda aldığı klasik müzik eğitiminden beri geliştirdiği özgün stilin bir uzantısı.
 
Doğu özellikleri taşıyan titrek tınılarla bezeli bir skat tekniği… güçlü bir jazz- fusion’ın temelini oluşturduğu akıcı Bach tarzı bir piyano stili…kimi yerel ezgileri adeta müstehcen bir tarzda söyleyip dinleyicileri şaşırtabilen cesur bir yorumcu…kendini Azeri kültürüne adadığı her halinden belli bir müzisyen: kısacası, tezat ve çelişkiler Aziza Mustafa Zadeh’yi ve müziğini sarmalıyor.
“Kendini müzik alanında  kategorize etmeden, dünya jazz’ı ile klasik müzik öğelerini birleştiren bir yetenekle çok sık karşılaşmayız.” diyor Decca’nın Başkan Yardımcısı Jean-Hugues Allard, “Aziza gelecekte de çok büyük bir dinleyici kitlesini besteleriyle cezbetmeye devam edecek bir müzisyen.”
Aziza Mustafa Zadeh’nin Jazz’ı, ve doğaçlama tarzındaki geleneksel Azerbaycan müziğini (Mugam) biraraya getiren özgün formülü, herhangi bir tanıma uymasa da dünyanın dört bir yanındaki belli başlı jazz festivallerinde dinleyicileri büyülediği kesin. Mugam, kısaca modal müziğin Azerbaycan modeline verilen ad. Bu da Aziza’nın besteleri için çok değerli bir esin kaynağı…ama Mugam’ı geleneksel formunda değil, klasik, jazz, blues ve avant-garde gibi diğer stillerle birleştirip kullanmayı tercih ediyor. Mugam’ın diğer müzik türleriyle buluşması ilk değil. Daha evvel, 1910’lu yıllarda Mugam, Azerbaycan’lı besteci Uzeyir Hajibeyov’un  kompozisyonlarında da opera ile tanışmıştı.
Aziza’nın ilham perileri hala annesi ve artık onlarla birlikte olmayan babasıdır. Babası, piyanist ve besteci Vagif Mustafa Zadeh, Mugam ve Jazz’ın sentezini yapmış olmakla nerdeyse bir devrim gerçekleştirmişti. “Waiting For Aziza” (Aziza’yı Beklerken) isimli bestesi  Monako’da yapılan “Dünya Jazz Yarışması”nda birincilik ödülünü alırken, müziği bir zamanlar Dizzy Gillespie tarafından “geleceğin müziği” olarak adlandırılmıştı. Aziza’nın annesi Eliza, klasik müzik eğitimi almış bir şarkıcıydı ve ilk kez Vagif Mustafa Zadeh ile evlendiği zaman Jazz dünyasıyla tanışmıştı. Vagif Mustafa Zadeh, Mugam stilini kullanarak jazz alanında pek çok beste yapmış, Eliza da klasik müzik deneyimlerini katarak bunları yorumlamıştı.
Özgeçmiş
Aziza Mustafa Zadeh Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de doğdu. Küçük bir çocukken, danseden, resim yapan ve şarkı söyleyen, yani sanatın hemen hemen tüm dallarıyla ilgilenen Aziza, vokal doğaçlamalarını ilk kez 3 yaşındayken babasıyla sahneye çıktığında yapmıştı. Fakat daha sonraları piyanodaki yeteneği ön plana çıkarak diğerlerini bastıracaktı.
Erken yaşlarda klasik piyano eğitimi almaya başlamasına ve özellikle Bach ve Chopin’e duyduğu hayranlığa rağmen, doğaçlama çalmaya olan ilgisi ve yeteneği de yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. “Yeterince pratik yapamadım” diye açıklıyor Aziza Mustafa Zadeh , klasik müzikten giderek uzaklaşmasını, “havamda değilsem çalmam”.
Babasının trajik bir şekilde 39 yaşında sahnede ölmesi Aziza’nın hayatında bir dönüm noktası oluyor. Annesi bu krizle birlikte şarkıcılık hayatına bir nokta koyuyor ve kendini tamamen kızının müzikal yeteneklerini geliştirmeye adıyor. Şimdilerde onun menajerlik görevini üstlenmiş durumda. Aziza da beste aşamasında veya yeni albümler için kayda girdiğinde onun fikirlerine çok önem veriyor. “Ona güveniyorum çünkü klasik müzik konusunda çok iyi eğitim almış, babamla da jazz deneyimleri olan bir sanatçı. Bunun ötesinde, genel olarak müzik, tarih ve edebiyat hakkında da çok bilgili.”
17 yaşındayken Washington, DC’de yapılan “Thelonious Monk Piyano Yarışması”nı, Monk bestelerini Mugam tarzında yorumlayarak kazanan Aziza Mustafa Zadeh, annesiyle Almanya’ya taşındığında daha 20’sine basmamıştı ama müzikte çoktan kendine özgü bir yol çizip onu geliştirmeye konsantre olmuştu bile.
1991’de kendi adını taşıyan ilk albümünü çıkardı. Albümü dinler dinlemez, bu yeni müzisyenin, etnik kökenlerini, klasik müzik ve jazz’la çok iyi birleştirebilen, dikkate değer ve farklı bir sesi olduğu hemen anlaşılıyordu. Bu ilk olumlu izlenimler 1993’te çıkan “Always” isimli, kendisine “ECHO” ve “German Phono Association” ödüllerini kazandıran albümüyle iyice pekişti. Kariyerinde giderek daha da ilerlediğinin en önemli kanıtı ise bir çok saygın jazz müzisyeninin, Aziza’nın 1995’te çıkaracağı “Dance Of Fire” isimli albümünde kendisine eşlik etmek için seve seve biraraya gelmesiydi. Henüz rüştünü tam ispat etmemiş bir müzisyen olarak, gitarist Al Di Meola, basçı Stanley Clarke, Weather Report’un eski davulcusu Omar Hakim ve saksafoncu Bill Evans gibi usta isimlerle çalarken kimin eli ayağına karışmazdı ki?  Herhalde bir tek Aziza Mustafa Zadeh’nin. “Aziza bir dahi, hem besteci hem de sanatçı olarak. Müziği bana “straight jazz”dan daha anlamlı geliyor, çünkü kulağıma gelen şey , müziğin ötesinde…onun içinde yoğrulduğu kültür…Azerbaycan’ı duyuyorum onu dinlerken.” diyor Al Di Meola.
Şimdilerde, Londra ve Paris’ten, İstanbul ve Tel-Aviv’e kadar, nerde konser verirse versin, salonlar, stadlar tıklım tıklım doluyor. 1996 yılında çıkardığı “Seventh Truth” isimli albümünün kapağındaki baştan çıkaran fotoğrafının da belki bu popülariteye birazcık katkısı olmuştur, benim yazı başlığıma ilham verdiği ise kesin!  Belki de çıplak sırtını örten tek şeyin uzun saçları olduğunu gördüğümüz bu resim bize albümdeki müzik hakkında da bir ipucu veriyordu… Müzik de o denli çıplak ve sadeydi: solo piyano ve vokal. Bu albümü takip eden “Jazziza” da ise kendi bestelerinin yanısıra “My Funny Valentine” ve “Take Five” gibi jazz standartları da bulunuyordu.
Şimdi ise “Shamans” adındaki yeni albümüyle karşımızda Doğu’nun Dianne Krall’u. Columbia Records imzası altında 6 albüm çıkaran Aziza Mustafa Zadeh’nin çalıştığı şirket de farklı bu defa: Decca. Londra’daki Abbey Road stüdyolarında kaydedilen bu albüm Aziza’nın müziğinden çeşitli örnekler sunuyor bize: “Bach Zadeh” ve “Portrait Of Chopin” de klasik piyano eğitiminin etkileri hissedilirken, “Ladies Of Azerbaijan” ve “Sweet Sadness” isimli kompozisyonlarında ise o kendine özgü vokal tekniği baskın çıkıyor. Albüme ismini veren parça ise Aziza için gerçekten yeni, farklı bir yöne yolculuk. Bu parçada Aziza Mustafa Zadeh sadece perküsyon –cırcır böceğinin sesini- ve kendi sesinin üstüste kayıtlarını kullanarak, büyülü puslu bir dünya yaratıyor ve ekliyor: “Benim için hayatın manevi yanı en önem verdiğim tarafı... Şamanlar da çok özel insanlardır…insanlara şifa verirler..”
(Decca Records’ın basın bülteninden derlenmiştir)
Anasayfa