|
|
![]() |
|
|
|
YOK CANIM...SADECE AYAKKABI GİYMEYE ALIŞAMADIM, O KADAR! |
|
![]() |
|
|
|
Bugüne kadar
yaptığım röportajlarda aldığım hiç bir cevap beni aynı anda hem düşündürüp
hem de güldürmemişti: “Yoo, benim o işlerle alakam yok. Sadece ayakkabılar
ayaklarımı hep sıkmıştır, yani ayakkabı giymeye alışamadım... hepsi bu!” Vay canına...
önce nutkum tutuldu. Gerçekten de böylesine soğuk ve umursamaz ama pratik
ve net bir cevap beklemiyordum. Yani bir an için düşünelim, dünya çapında
tanınan bir şarkıcısınız, pek çok kişi ilk kez sizin sayenizde ülkenizin
adını duymuş, üstüne üstlük bir zamanlar siz de Afrika’nın o çok zor
şartlar altında yaşayan kadınlarından biriydiniz... Ve başka bir ülke
vatandaşı sizle röportaj yaparken yukardaki soruyu soruyor ve siz de
ayakkabılarınızın sıktığından falan bahsediyorsunuz.. İlk şaşkınlık
geçtikten sonra ise güldüm; hem kendimin hem de cevabın nahifliğine.
Demek “Çıplak Ayaklı Diva efsanesi, sırf pabuçlar Evora’nın ayağını
sıktığından doğmuş!” dedim kendi kendime. Bir yandan da “yani ne
bekliyordum ki” diye düşündüm, Cesaria Evora, güç şartlar altında
yetişmiş, doğru dürüst bir eğitimi olmayan bir şarkıcı. Ama yine
de...böylesi bir safsatayı albümünün kitapçığına yazmalarına nasıl izin
verdiğini anlamakta zorluk çektim. Cesaria Evora,
Atlantik Okyanusu’nda adeta kendi haline terk edilmiş takımadalardan
oluşan Cape Verde Cumhuriyeti’nde 1941 yılında doğmuş. Bugün artık
bağımsızlığına kavuşmuş olan bu eski Portekiz kolonisi en yakın komşusu
olan Senegal’e 500 kilometre uzaklıkta. Cazla biraz ilgisi olan hemen
herkes ünlü piyanist “Horace Silver”ı bilir. Disko müziği takipçisiyseniz
de özellikle “Saturday Night Fever” filminin müziğinden “Tavares” grubunu
muhakkak duymuşsunuzdur. Her iki isim de Cape Verde’lidir. Ama bunu pek
bilen yoktur. Aslında Cesaria Evora olmasaydı, günümüzde Cape Verde adı
büyük ihtimalle hala bilinmiyor olacaktı.
1975’te
bağımsızlığına kavuşmuş olan Cape Verde Cumhuriyeti, kendisini ne tam
Afrikalı, ne de Avrupalı hissedebilen çilekeş insanlarla dolu. Adaların
gelişimini tamamen gözardı eden Portekiz’in 500 yıllık boyunduruğu
süresince, binlerce adalı açlıktan ölmüş, diğerleri ise çareyi denizaşırı
ülkelere göç etmekte bulmuş. Dünya üzerinde “ben Cape Verde’liyim”
diyebilen 1 milyon insandan aslında sadece üçte biri adalarda yaşıyor,
kalanı ise ya Amerika Birleşik Devletleri’nde (daha çok New England
civarında), ya da Avrupa’da (özellikle Portekiz, Fransa ve Hollanda’da)
bulunuyor. Cape Verde’de yaşayanların ise nerdeyse hemen hepsinin
denizaşırı ülkelere göç etmiş yakınları, sevdikleri var. Bu takımadaların
müzikal kültürünü vareden de işte bu acı-tatlı ayrılıklar ve özlemlerin
hikayesi.
”Tango” Arjantin
için neyse, Cesaria Evora’nın dünyaya tanıttığı “Morna” da Cape Verde için
onu ifade ediyor. En azından 1.5 yüzyılı devirmiş olan bu şarkı formu her
Cape Verde’li grubun repertuarında yeralıyor. İlk anda Portekiz Fado’sunu
andıran “Morna”nın şarkı sözleri genellikle sevgiliye ve vatana duyulan
özlemden bahsediyor. Cesaria Evora’ya
gelince, o Avrupa’da en iyi tanınan Cape Verde’li şarkıcı. Ünlü “Morna”
bestecisi Francisko Xavier’nin de yeğeni. Söylediği pek çok şarkı
amcasının imzasını taşıyor. Cesaria Evora, henüz onlu yaşlarını sürerken
doğup büyüdüğü yer olan ve Cape Verde’nin en “kültürel” adası sayılan Sao
Vicente’nin Mindelo kentindeki barlarda şarkı söyleyerek ismini duyuruyor.
Kendisine eşlik eden de ünlü klarinetçi Louis Morais.
Yirmi yaşına
bastığında ise artık adanın popüler radyo istasyonunun en sevilen sesi
haline gelen Cesaria Evora, ilk defa 1988 de, 48 yaşında iken ülkesinden
ayrılıyor ve arkasından da ilk albümü “La Diva Aux Pieds Nus”yu kaydetmek
üzere Paris’e gidiyor. Bugün derleme kayıtlarıyla beraber 20’ye yakın
albümü bulunan şarkıcının “Evora Cesaria” isimli çalışması 1995’te
Grammy’ye aday oluyor ve “The New York Times”, “The Boston Globe” ve
“Philadelphia Inquirer” tarafından “Yılın En İyi Albümü” seçiliyor. “Ne
Avrupa ne de Amerika’dan etkilendim” diyen Cesaria Evora, eklemeyi de
ihmal etmiyor: “Ama Brezilya’da doğmuş olmak isterdim doğrusu. Belki her
şey para değil ama, insan orda sanatının karşılığını alabiliyor.” Dergimizin yayın
yönetmeni Zuhal Focan bana “Cesaria Evora ile röportaj yapmak ister misin”
diye sorunca, hiç düşünmeden “seve seve” dedim. Bana ilginç bir ülkeden
farklı bir hayat hikayesi gibi gelmişti. Müziği belki en favorilerim
arasında değildi, ama Cesaria Evora, fırsat buldukça severek dinlediğim
bir sesti. Yakınlarda Türkiye’ye konser vermeye geleceğini ve bu arada da
kendisiyle röportaj yapmam için bana randevu verdiğini varsaydım önce. Ama
bir kaç gün sonra bunun bir telefon röportajı olacağını duyunca biraz
hevesim kırılmadı değil, üstüne üstlük arada bir de tercüman olunca ve de
aldığım cevaplar kuru, ve adeta konuşmaya isteksiz bir Cesaria’dan gelince
yelkenlerim iyice suya indi. Cesaria Evora’nın cevaplarını –kızmayın ama-
biraz sesine benzettim; net ama inişsiz çıkışsız, heyecansız, hatta biraz
bezgin: Sesinizi bazı
eleştirmenler Bessie Smith, Edith Piaf ve hatta Billie Holiday’e
benzetiyorlar. Ne diyorsunuz? Beni Portekizli
Fado şarkıcısı Amalia Rodriguez’e de benzetiyorlar. Aynı fikirde değilim
–ben de!- Herkes
farklıdır, kendine özgü söyler. Müziklerini sevmiyor muyum, elbette
severek dinliyorum. Ama benim müziğim farklı. Peki siz kendi
tarzınız dışında neler dinliyorsunuz? (Bu sorumu önce
“her tür müzik dinlerim” gibi sıradan bir cevapla savuşturmak istedi.
Israr edince de, ilk saydığı isimler, adeta sorumdan kopya çekildiği
izlenimini verdi bana!) Bessie Smith,
Edith Piaf ve hatta Billie Holiday. Sonra, Charles Aznavour ve Nat King
Cole’u da severim. Müziğinizi
etkileyen unsurlar nelerdir? Her kafadan bir
ses çıkıyor...Fado diyorlar...hatta blues... caz...Ama bence esas Cape
Verde’dir müziğimi şekillendiren. Dünyada son bir
kaç yıldır Küba müziğinin uluslararası ortamda yeniden doğuşuna tanık
oluyoruz... Özellikle Buena Vista Social Club ile. Bu müzik hakkında ne
düşünüyorsunuz ve kendi müziğinizle bir paralellik kurabiliyor musunuz? Beğeniyorum.
Zaten son iki albümümde Küba’lı müzisyenlerle çalıştım. Müzik de,
enstrümanlar da birbirine benziyor..hatta insanlarımızda bile bir
paralellik var. (Ben yukardaki
cevapları baştan savma bulurken, aşağıdakiler gelince onları mumla arar
oldum) Hangi albümünüz
sizi, müziğinizi en iyi temsil eden albüm sizce? Hepsi. Beste yapma veya
şarkı sözü yazma gibi projeleriniz var mı? Hiç böyle bir
hevesim olmadı ve olmayacak da. Son albümünüz
“Sao Vicente” diğer albümlerinizle kıyaslandığında bir yenilik getirdi mi? Diğer
müzisyenlerle ortak çalışma yapmış olmam belki bir farklılık getirmiştir.
(Haziran 2001’de çıkan son albümünde aralarında Pedro Guerra, Caetano
Veloso ve Chuco Valdes’in de bulunduğu bir çok misafir müzisyen göze
çarpıyor. Hepsinin albüme katkıları çok olumlu, hele Cesaria Evora’nın
ünlü Amerikan Blues şarkıcısı Bonnie Raitt ile söylediği ”Crepuscular
Solidao” isimli bir düeti var ki bence albümün en iyi parçalarından biri.) Bir kaç yıl evvel
Türkiye’ye gelip konser verdiğinizi biliyorum. Müziğiniz burda oldukça
seviliyor. Yine gelmeyi planlıyor musunuz? Hayır. Şu anki
planlarım arasında Türkiye’ye gelmek bulunmuyor. Ne yapalım, o
zaman biz de son albümünüz Sao Vicente ile avunuruz şimdilik! |
||