|
Tamam,
sabah kalkar kalkmaz yüzümü yıkamadan radyoyu açıyorum ve Açık
Gazeteyle günüme başlıyorum... Araba radyosunun ekranı her zaman
94.9 FM frekansını gösteriyor... En sevgili dostlarım bu radyonun
programcıları...Bir araya gelince ana sohbet konumuz hep radyo
oluyor ve evet sekiz senedir hiç ara vermeden bu radyoda program
yapıyorum.
Bunların hepsi doğru ama ben yine de bir Açık Radyo dinleyicisi
değilim!
Niye mi?
Açık Radyoyu dinleyemiyorum diye yaz tatilimi hiç kısa kesip
İstanbula geri dönmedim!
Verici zayıflığından dolayı evde düzgün dinleyemiyorum diye,
radyonun sinyalinin ulaştığı yüksek bir tepe bulabilmek için
arabayla iki saat dağ tepe dolaşmadım!
Açık Radyo RTÜK tarafından iki hafta süreyle kapatıldığında, bu
radyonun sessizliği bile güzel deyip, her gün yine de 94.9 FM
frekansına kulak kabartmadım!
Şimdi ona takılırsam Açık Radyoda kimbilir neler kaçıracağım
kaygısıyla televizyonu evden yollamadım.
Ne kaparsam kardır deyip hiç kapamadan günlerce sürekli Açık Radyo
dinlemedim.
Eş dost Açık Radyoya verdiğim önemi bilir ama yine de şehir dışında
yaşayanlar, sesimi duymak için bana telefon açtıklarında, hal hatır
sorduktan sonra bir de Açık Radyoyu sormazlar.
Yakın çevreme Açık Radyoda beğendiğim programları tavsiye
etmişimdir ama bu programları paket paket kaydedip kimseye hediye
etmişliğim yoktur.
Sabahları Açık Gazetede Ömer Madrayı dinleyerek demokrasi
insan hakları barış gibi kelimeleri telaffuz etmeyi öğrenen bir
muhabbet kuşum ise hiç olmadı.
Hayatımı iyiden iyiye Açık Radyoya endeksleyerek, zamanı tayin
etmek için bile kol saati yerine radyonun ekranındaki geri kalmış
saati kullanıp işe geç kalmadım. Üstelik bundan ders almak yerine,
yegane çözümün radyonun saatini yeniden ayarlaması olduğuna inanıp,
yönetime bir yazı yazıp bu konuda uyarmadım.
RTÜKün Radyoyu kapatacağı ortaya çıkınca, çok üzüldüğüm halde,
Radyo yönetimine Bizim üzüntümüzü paylaşmanızı ve teselli edecek
bazı şeyler söylemenizi bekliyorum. CİDDİYİM!... Ben sizin
üzüntünüzü paylaşamam, esas acı çeken benim ve teselli etmek sizin
göreviniz! diye bir yazı göndermek aklıma gelmedi.
Ressam değilim, ama olsaydım en beğendiğim eserlerimden biriyle Açık
Radyonun duvarlarını süsler miydim?
Bir ara uzunca bir süre verici sinyali azalıp da Radyonun sesini
zor duyar hale gelince, el radyomu alıp bahçedeki kiraz agacına
çıkıyom, tepedeki sağ dalın üstüne oturunca sinyal düzeliveriyo...
ve fekat, kulaklığın kablosunu yapraklara dolaştırınca azıcık
kulağım acıyo... diye Radyonun biçare, üzgün yönetimine bu kadar
sıcak serzenişte bulunmadım, dahası serzenişin bu kadar sıcağını, bu
kadar zarifini de hiç duymadım!
Programların amiral gemisi Açık Gazetenin yapımcısı Ömer Madraya
bir yazı göndererek, Açık Gazete'yi bırakmayacağını, hayat boyu
sürdüreceğini bildiren bir taahhütname hazırlayarak evini barkını
dinleyicilerine ipotek etmesini istemek aklıma gelmedi.
Çok beğendiğim bir evi almak üzereyken, Açık Radyo yayınını
almadığını öğrenince satın almaktan vazgeçmedim!
Kendi programım dahil, beğenerek takip ettiğim hiç bir Açık Radyo
programını, programcısına ihtiyacı olduğunda, arşivimden
faydalanabileceğini söyleyebilecek kadar komple ve mükemmel bir
şekilde, senelerce hiç kaçırmadan baştan sona kaydetmedim.
Ve işte bu yüzden ben hiç bir zaman gerçek anlamda bir Açık Radyo
dinleyicisi olamadım. Ama olanlar, yukarda sadece çok azını
alıntılayabildiğim bu yazıları gönderenler, tam tamına 2120 gerçek
Açık Radyo dinleyicisi, geçen sene bu zamanlarda Açık Radyo bir
darboğaza girdiğinde Ömer Madranın ifadesiyle, Açık Radyo hep
bugüne kadar sürdürdüğü çizgiyle, ahlaki doğrularıyla, muhalif
sesiyle varolsun, bunu sonraki nesillere miras bıraksın diye,
kısacası sadece Açık Radyo Açık Radyo olduğu için, onu manen ve
maddeten destekledi. Dünyada eşine ender rastlanır birşey yaptı,
mini bir tarih yazdı.
Dinleyicilerimden biri, gönderdiği yazıda bir Afrika kabilesinin
güzel bir geleneğinden bahsetmişti. Kabilede herkesin yakında
doğacak bebeklerin bile - bir şarkısı vardı. Doğduklarında,
hayatları boyunca önemli dönemlerinde ve ölüm döşeklerinde söylenen
hep aynı şarkıydı. Çünkü bu kabilenin inancına göre, gerçek dost
senin şarkını duyan ve ihtiyacın olduğunda sana tekrarlayandı.
Açık Radyo Dinleyicileri belli ki Radyonun şarkısını duymuşlardı!
Anasayfa
|