Şarkı bittiğinde bir an için etrafı saran sessizliği Billie Holiday
bozar; Pastoral ne demek? diye sorar Abel Meerepola, istifini
bozmadan. Meeropol, yukarda dizelerini Türkçeye çevirmeye
çalıştığım Strange Fruit isimli şarkının bestecisi ve söz
yazarıdır. Café Society isimli caz kulübüne, Holidayi şarkısını
söylemeye ikna etmek için gitmiştir. Parçanın sonunda karşı taraftan
çok daha farklı bir tepki, en azından bir heyecan kıpırtısı
beklerken, bu basit sorunun ima ettiği bir ilgisizlikle karşılaşan
Meeropol besbelli hayalkırıklığına uğramıştır. Café Societynin
sahibi ve bu olayın diğer şahidi Barney Josephsona göre durum
göründüğünden de farklıdır. Josephson, Billienin, ırkçılığa karşı
duruşuyla kıyamet koparacak, Amerikan Müzik Tarihini değiştirecek,
Time Dergisi tarafından Yüzyılın En İyi Şarkısı seçilecek olan bu
devrimci şarkının ne anlama geldiğini bile kavrayamamış olduğunu
iddia eder.

("Bu olduğu müddetçe nasıl demokrasiden bahsedebiliriz?" )
Strange Fruitu yazdım çünkü linçten, adaletsizlikten ve bunu
sürdüren insanlardan nefret ediyorum! Meeropol, 1935 yılında 30
yaşlarındayken, onu bu şarkının sözlerini yazana kadar rahat
bırakmayacak bir linç fotoğrafı görmüştür. Sözleri, komünist yayın
organlarında yayımlanmış olan Strange Fruit, ünlenmeden önce bir
çok kez başkaları tarafından da seslendirilmiştir. Ama bu parçayı
eşsiz yorumuyla dünyaya tanıtan, o zamanlar 24 yaşında gencecik bir
şarkıcı olarak Café Society isimli gece kulübünde sahneye çıkan
Billie Holiday olmuştur.

(Café Society)Café
Societyyi, solcu sempatizanı eski bir ayakkabı satıcısı olan Barney
Josephson açmıştır. Burası -Harlemi saymazsak- Amerikada
beyazlarla siyahların beraberce eğlendikleri yegane gece kulübüdür.
Kulüp, kısa zamanda entellektüellerin, işçi liderlerinin,
yazarların, sanatçıların, caz severlerin, öğrencilerin ve solcuların
uğrak yeri olmuştur. Charlie Chaplinden Errol Flynne, Lauren
Bacalldan Langston Hughese, Nelson Rockefellerdan Lillian
Hellmana kadar ilginç bir müdavim listesi vardır gece kulübünün.
Hatta Eleanor Rooseveltin hayatında ilk kez New Yorkta bir gece
kulübüne gitmek istediğinde, seçiminin Café Society olduğu da
söylentiler arasındadır. Doğru İnsanlar için Yanlış Mekan (=Wrong
Place for Right People) olarak reklamı yapılan bu kulüp aslında o
yıllarda belki de bu şarkının söylenip takdir edilebileceği yegane
mekandır.
Yine Barney Josephsona göre, Billie onu kırmamak için bu şarkıyı
söylemeyi kabul eder. Josephson, Strange Fruitu söylemeye
başladıktan ancak aylar sonra, bir gece gözünden aşağı inen bir
damla yaş gördüğüm zaman, Billienin şarkının sözlerini kavradığına
ikna olmuştum. diyor ama Şunu da itiraf etmeliyim, ondan evvel de
şarkıyı aynı güzellikte okuyordu. diye eklemeyi de ihmal etmiyor!
Zenci kadın yazar Farah Jasmine Griffin ise kulüp sahibinin bu
sözlerini kırıcı bulduğunu, Holidayin Strange Fruitu başlarda
söylemek istememesinin tek nedeninin, şarkıyı her seslendirdiğinde,
çocukluğunun acımasız görüntülerine tekrar tekrar katlanmak
istememesi olduğunu belirtiyor.

(linç edildikten sonra yakılan bedenler)
Sonunda o tarihi an gelir.
Billie konserinin son parçası olarak ilk defa Strange Fruitu
seslendirir. Café Societynin müşterileri, Amerikada ilk kez
böylesine kritik bir konuyu bu kadar cesur bir şekilde ele alan bir
şarkıya tanık olmuştur. Şarkı bittiğinde kimse ne yapacağını, daha
doğrusu nasıl bir tepki vermesi gerektiğini kestirememektedir.
Etrafı rahatsız edici bir sessizlik kaplar. Bir müddet sonra
dinleyicilerin birinden tedirgin ve cılız bir alkış sesi gelir. Bu
adeta diğerlerinin bekledikleri işarettir. Bir anda herkes çılgınca
alkışlamaya başlar. Bu an Amerikalı zenciler için olduğu kadar
Billie için de bir dönüm noktasıdır; hayatı boyunca aradığı
saygınlığı bulmuştur, o artık bir Lady dir.
Zaman geçtikçe dinleyicilerin tedirginliği azalır, alkışlar giderek
güçlenir. Josephson, Billienin geceleri sahneyi terketmeden evvel
söylediği son şarkının hep Strange Fruit olmasını ister. Billie
şarkıya başlamadan önce garsonlar son turlarını atacaklardır, çünkü
şarkı başladığı andan bitene kadar servis duracaktır, kulübün sahibi
böyle emretmiştir. Işıklar, şarkının başlamasıyla birlikte tamamen
karartılır, küçücük bir spot yanar sadece, Billienin yüzünü
aydınlatan. Şarkı bitince Billie derhal sahneyi terk edecek ve
alkışlar ne kadar güçlü olursa olsun, selam vermek için bile geri
dönmeyecektir. Strange Fruitun insanların içine işlemesini
istiyordum. Bunun için de araya başka hiç bir şey girmemeliydi,
bütün çabam, direktiflerim bunu gerçekleştirmek içindi. diye
açıklar Barney Josephson bu konudaki tavrını.
44 yıllık kısa ömrünün sonuna kadar bu şarkı Billie Holidayin
repertuarında olmazsa olmaz yerini aldı ve her söylediğinde eşsiz
yorumuyla olay yarattı. Bu parçayı Billie Holidayden dinlediğinizde
teatralliğe dair hiç bir şey bulamazsınız. Katiyen ağlamaklı
değildir sesi. Kararlı ve boyun eğmez bir tavrı vardır ama
dinleyicinin de üstüne gitmez, bırakır herkes kendiyle hesaplaşsın.
Sulu bir duygusallıktan eser yoktur, hatta kimi zaman aldırmaz bir
ses tonu adeta size meydan okur. Şarkı bittiğinde ise eskisi gibi
hissedemezsiniz artık. Bir kere rahatsız olmuş, bir kere daha
adaletsizliğin, eşitsizliğin farkına varmışsınızdır. Billie sizi bu
duygularınızla başbaşa bırakır ve çıkar gider. Bu bence bir
şarkıcının erişebileceği en mükemmel yorumdur. Cazda vokal deyince
bu yüzden akla ilk Billie Holiday gelir. Bize baskı kurmaz,
duygularımızla oynamaz. Gelir şarkısını söyler, çıkar gider, bizi
hissettiklerimizle başbaşa bırakır.

O yıllarda Amerikanın
özellikle güney eyaletlerinde zencilerin linç edilmesi yaygın bir
olaydı. Resmi rakamlara göre 1889 ile 1940 yılları arasında 3833
kişi linç edilmişti. %90ı Amerikanın güneyindeki küçük ve fakir
yerlerde gerçekleşen bu cinayetlerin işlenmesi için önemli bir
sebebin oluşması da gerekmezdi. Davranışı beyazların hoşuna gitmeyen
hemen her zenci bu tehlikeyle karşı karşıyaydı. Linç edilen zenciler
diğerlerine ibret olsun diye ağaçlara asılır, bir çoğu yakılır ve
cinsel organları tahrip edilirdi. O gün için özenle hazırlanmış olan
beyazlar, adeta bir karnaval havasında gerçekleştirdikleri bu
cinayetleri ölümsüzleştirmek için cesedin yanında süslü elbiseleri
ve en pişkin gülüşleri ile kameralara poz verirlerdi.

(Strange Fruit şarkısının notası)
Aslında ırkçılığa karşı bir
söylemi olan ilk parça Strange Fruit değildi. Ondan evvel 1929
yılında sözlerini Andy Razafın yazdığı ve Louis Armstrong
tarafından ölümsüzleştirilen Black and Blue ve Ethel Watersın
meşhur ettiği Irving Berlin bestesi Supper Time da protest
söylemiyle dikkati çeken parçalardı. Ancak Strange Fruitla
birlikte ilk kez linç ayıbı böylesine bir açıklıkla beyazların
yüzüne tokat gibi vuruluyor, bu rezaletle hesaplaşmaları için meydan
okunuyordu. İşte tam da bu yüzden bu eser, böylesine önemsendi, bu
kadar değer kazandı. Şarkı Amerikayı sosyal, politik ve kültürel
alanlarda o kadar derinden etkiledi ki hakkında kitaplar yazıldı,
araştırmalar yayımlandı, filmler çekildi. Linçi yasak edecek bir
yasa çıkarmaya çalışan sivil toplum örgütleri, şarkının sözlerinin
kopyasının Amerikan Kongresine yollanmasını sağladılar. Bir kaç
sene sonra, 1944te ise Strange Fruit, Lillian Smithin ırk
ayrımcılığı hakkında yazdığı ünlü kitabının ismi olmuştu. Aralarında
Abbey Lincoln, Cassandra Wilson, Carmen McRae, Nina Simone, Dee Dee
Bridgewater ve Sting gibi isimler olan, müzik dünyasının ünlü
vokalistleri bu parçayı seslendirdiler. İngiliz müzik dergisi Q
Magazine geçtiğimiz yıllarda Strange Fruitu Dünyayı Değiştiren
10 Şarkı dan biri olarak seçtiğini duyurdu. Pulitzer ödüllü tarihçi
Leon Litwalk, bu şarkıyı Berkeley Üniversitesinde verdiği
derslerinde referans olarak kullandı, Avrupada ise Apartheid
karşıtı çevrenin adeta marşı haline geldi. Elijah Muhammadin
önderliğinde Malcolm Xin Amerikada zenciler arasında
yaygınlaştırdığı İslami hareketin mirasçılarından Khallid
Muhammadin söylevlerinde ise sık sık kullandığı önemli bir
malzemeydi.
Tabi hangi eser bir ülkedeki
dengeleri bu kadar derinden sarsarsa, yasaklarla, protestolarla,
engellerle karşılaşır. Strange Fruit için de bu böyle olmuştur.
İlk engel, şarkının plak yapılması aşamasında karşısına çıkar
Holidayin. O ana kadar çalıştığı Columbia Records Plak Şirketi,
güneyli beyazların tepkisini çekmemek için şarkının kaydını
yapmayacağını bildirir. Holidayi daha gencecik bir kızken keşfeden
John Hammond bile desteklemez kendisini. En sonunda Billie şarkıyı
kaydetmek için, küçük bir plak dükkanından yönetilen Commodore
Records isimli yeni bir şirketi ikna eder. Plak çıkmıştır çıkmasına
ama bu defa da bunu radyosunda yayımlayacak babayiğit bulunamaz bir
türlü. Öte Yandan güneyde verdiği konserlerde bir kere bile Strange
Fruitu söyleyememiştir Billie Holiday. Hatta bir keresinde
ısrarcılığından dolayı Alabamanın Mobile kentinden kovulmuştur.
Zenciler bile bu şarkıyla ilgili farklı duyarlılıklara sahiptir.
Sosyal durumları çok kötü olmayanlar, beyazların öfkesini ve
hiddetini arttıracağı endişesiyle bu şarkının popüler hale gelmesini
istemezken, hali vakti yerinde olmayanlar, şarkının manasını bile
anlayacak eğitime sahip değillerdir. Biri kendilerine açıklamadıkça
da, bu garip meyveyi henüz görmedikleri egzotik bir meyve sanmaları
çok da olmayacak bir şey değildir.
Öteden beri, Billie Holiday ile ilgili yazılan ve anlatılanlara hep
şüpheyle yaklaşılmıştır. Belki umursamadığından, belki çoğu zaman
uyuşturucunun etkisinde olduğundan Billie hakkındaki pek çok gerçek
ya çarpıtılmıştır veya yerini şarkıcının hayal dünyasının ürünlerine
bırakmıştır. Buna en çarpıcı örnek, şarkıcının 1956 yılında
yayımlanan otobiyografisidir. Pek çok yanlışlarla dolu olan kitapta,
Strange Fruit Billienin kendi eseri gibi gösterilmiştir.
Meeropol, kitabı yayımlayan şirketin, kendisine sonraki baskılar
için Strange Fruit la ilgili tüm yanlışları düzeltme taahhüdünü
verdiğini söylese de kitabın 92 yılı baskısında bir değişiklik
görülmez. Öte yandan, Meeropolun, Lady Sings the Blues isimli
Billie Holiday hakkındaki filmi göremeden, 1986 yılında ölmesi ise
hakkında en hayırlısı olmuştur. Bu film belki de sadece Billienin
hayal dünyasında varolan en uçuk hikayelerin anlatıldığı bir
filmdir. Filmde Diana Ross tarafından canlandırılan Billie,
güneydeki turnelerinden birinde bir linç olayına şahit olmuş ve
bundan çok etkilenip, Strange Fruitu güya hemen oracıkta kaleme
almıştır. Neden sonra, filmin yapımcılarının şarkıyı ihlal etme
bedeli olarak 4500 dolar ödedikleri ortaya çıkacaktır. Ödemeler
elbette Meeropola yapılmaz çünkü şarkının telif hakları onun
değildir. Strange Fruitun plağının basıldığını bile bir
arkadaşından duyacaktır. Şarkısına tecavüzler bununla da sınırlı
kalmayacaktır. Meeropolun aramızdan ayrıldığı sene gösterime giren
ve Mickey Rourke ile Kim Basingerın başrolünü oynadığı Dokuz Buçuk
Hafta isimli erotik filmde Rourke, Basingerı baştan çıkarmak için
ona Strange Fruitu çalar!
New Yorkun Bronx mahallesinde bir lisede 27 yıl boyunca İngilizce
öğretmenliği yapan Meeropol, aynı zamanda komünizme yakınlık duyan
bir siyasi eylemci ve kaybettiği iki çocuğunun isimlerinden oluşan
Lewis Allen takma adıyla şiirler ve şarkı sözleri yazan üretken
bir yazardır. Son yıllarında kendisini en çok etkileyen olaylardan
birinin, beyaz bir yahudi olmasına rağmen, Zenci Besteciler
Antolojisinde Lewis Allen takma adıyla yer alması olduğunu
anlatır. Abel Meeropol adı öte yandan bambaşka, fakat yine çok
çarpıcı bir olayı çağrıştırır. Meeropol, Soğuk Savaş Dönemi
sırasında Rusyaya casusluk yapmak suçundan idam edilen Ethel ve
Julius Rosenbergin iki küçük oğlunu evlat edinen idealist bir
yardımsever olarak hatırlanmaktadır günümüzde.
1958 baharı gelmiştir, Strange Fruit piyasaya çıkalı tam 19 yıl
olmuştur. Amerikalı ünlü zenci yazar Maya Angelou In the Heart of a
Woman isimli kitabında Billienin Los Angelesa yaptığı
ziyaretlerinden birinde uyumadan önce, oğlu Guyın yatağına ilişip,
ona Strange Fruitu söylediğini anlatır. Şarkı bittiğinde Guyın
bir sorusu olacaktır ünlü şarkıcıya: Pastoral manzara ne demek,
Bayan Holiday? Billienin yüzünü zalim bir ifade kaplar. Sesinde
bir küçümseme sezilir adeta: Pastoral mı ne demek? Zırdelilerin
zencileri öldürmesi demek. Senin gibi küçük bir zenciyi alıp,
vidalarını söküp lanet gırtlağından içeri tıkmaları demek... Allahın
belası pastoral manzara bu demektir işte...
(Billie Holiday, bu olayın üzerinden sadece bir yıl sonra, kalp ve
akciğer yetmezliği sebebiyle kaldırıldığı hastanede uyuşturucu
bulundurmaktan tutuklandığı 17 Temmuz günü son nefesini verecektir.)
Anasayfa
|